Türk toplumunda özel günlerde uygulanan gelenek ve görenekler günümüze kadar ulaşan miraslardan biridir. Bu mirasların başında ise kız isteme merasimlerinde damada hazırlanan kahveye tuz atmak geliyor. Öyle ki niye yaptığımızı düşünmeden, kahvenin içerisine kaşık kaşık tuz attın. Hatta bazılarımız pul biber ve karabiberi de bu işe karıştırdı. Madem damat adaylarının ağızlarının tadını bu kadar bozduk, gelin kahveye tuz atma geleneğinin nasıl başladığına ve ne anlama geldiğine daha yakından bakalım.
Ancak kız, damat adayını beğenmezse kahvesine şeker yerine tuz koyarmış. Tuzlu kahveyi içen damat adayı, kızın kendisini istemediğini anlayıp anne ve babasını alarak kalkar ve bu işten vazgeçermiş.
İkinci hikayede ise Türk kahvesinin gerçekten hatırı olup olmadığını anlamak için yapılırmış. Birbirini seven iki genç, kız isteme merasiminde bir araya gelirmiş. Gelin adayı damat adayının gerçekten sevip sevmediğini anlamak için, kahveyi tuzlu yapar ve ikram edermiş. Eğer damat adayı, kahvenin tuzlu olduğunu anladıktan sonra hiç içmezse, bu gelinin isteklerini karşılayamayacağı anlamına gelirmiş ve ayıp sayılırmış. Damat adayı, tuzlu kahveyi birden fazla yudumla alır ve tükürmezse, eşi için her şeyi yapacağı anlamına gelirmiş. Aynı zamanda tuzlu kahve, gelinin arkadaşlarının damat adayına yaptığı ilk şaka olarak nitelendirildiğini biliniyor. Son olarak üçüncü hikaye daha eski bir zamana dayanıyor. Sultan II. Abdulhamit'in son yıllarında vefat eden Osman Fevzi Bey, eşiyle evlenmeden önce tuzlu kahvenin tadına bakmış. Osman Fevzi Bey, kız isteme merasiminde ikram edilen tuzlu kahve için ''Ben askeriyeden geldiğim için alışığımdır tuzlu kahveye, inşallah evlendikten sonra bana böyle tuzlu kahveler yaparsınız.” demiş. Eşi ise evlendikten sonra her gün ona tuzlu kahve yapmış. Uzun yıllardır süregelen bu gelenek, günümüzde hala devam ettiriliyor. Şimdiden damat adaylarına afiyet olsun diyelim. Şunlara da göz atın;